Türkiye de Tüketici Harcamaları

Türkiye de hane halkı harcamaları bir ülkenin refahını gösteren önemli unsurlardan biridir. Hane halkı harcamalarında ki azalış ve artışlar ülkenin o yıl ki ekonomi performansını da ortaya koyar. Türk tüketiciler bakımından harcamalar genelde ülke ekonomisinin gidişatından etkilenmekte fakat, tüketim toplumu olmasından ötürü çok fazla bir azalış göstermemektedir.

Tüketici harcamaları iktisadi anlamda Engel eğrisi ile belirlenebilmektedir. Toplam gelirde tüketim miktarını gösteren bu eğri ile hane halkı harcamaları gözlemlenebilir. Harcamalar çeşitli gruplara ayrılarak gıda, alkollü ve alkolsüz içecekler,su,elektrik, doğal gaz, konut ve ulaşım gibi tüketici harcamalarının yoğunlaştığı alanlar gözlemlenir ve buradan ülke ekonomisi hakkında bir takım fikirler ortaya çıkarılır. Burada ki azalış ve artışlar ülke ekonomisinin iktisadi aktörleri olan şirketleri de yakından ilgilendirir. Çünkü bu değişmeler şirketlerin de bilançolarına etki eder. Örnek vermek gerekirse, 2018 yılında artan risk ve döviz kurunda ki ani ve sert yükseliş zincirleme krizi tetikleyerek hane halkı harcamalarına önemli derecede olumsuz etkide bulunmuştur.

Bu dönemde ellerinde tasarrufu olanlar dövize yatırım yapmayı ve nispeten geliri düşük olan tüketiciler için ise harcamalarında büyük oranda daralmaya gitmek kaçınılmaz olmuştur. Ekonomi programlarında sürekli yinelenen bir şey varsa oda tüketici güven endeksidir. Bu değer sektör kuruluşları ve finansçılar için analiz yapmada önemli bir değişkendir.

Satın almada bireylerin düşüncelerine etki eden ekonomik etmenler, tüketim güdüsüne önemli derecede etki etmekte olduğu bu tip durumlarda çok daha net gözlemlenebilmektedir. Çünkü insan oğlu güvenli limanda olmayı tercih eder. Ekonomik olarak kendini streste hissetmesi bütün harcamalarının da değişmesine neden olur. Bu dürtü insan oğlunun evrimleştiği insansı maymundan bugüne kadar gelmektedir. Değişen sadece şartlar; doğa değişkenlerinin yerini artık kapitalizm almıştır. Kapitalizm insanları toplu tüketime yöneltmekte ve bireylerin tüketim tercihlerini bir birbirine çok yakın olmasını ve kontrolünün de sistemin elinde bulunmasına neden olmaktadır.

Dürtülerimizi aslında kendi yarattığımız toplu düşünme sistemi içerisinde yönetilmekte ve yönlendirilmektedir. Güdülerimizin kendi elimizde olduğunu düşünmek sadece büyük bir illüzyon, çünkü geliştirilen algoritmalar tüm tercihlerimizin analizini çok önceden yapabilmekte ve karşımıza çıkarabilmektedir. Size sadece dürtüsel yönlenme kalmaktadır.