Konut Sektörü Beklentiyi Sürekli Olarak Karşılayamaz

Konut sektörü kavramını genellikle inşaat sektörü ile karıştırırız. Halbuki konut sektörü inşaat sektörünün bir bileşenidir. Bu anlamda vasıfsız iş gücüne dayanan konut sektörü, genellikle mevsimseldir ve istihdam konusunda süreklilik arz etmez. Çalışanlar sürekli bir şehirden diğerine hareket etmek zorundadır.

Konut sektörü aynı zamanda birçok sektörü de olumlu yönde beslemektedir; tarım, sanayi ve hizmetler başta olmak üzere birçok alanı zincirleme bir şekilde etkisi altına alır. Ülkemizde oldukça popüler olan konut sektörü, vergi ve harçlar bakımından da devletin gelirlerine büyük katkı sağlamaktadır. Bu yönüyle konut sektörü aslında makro ekonomik boyutları ile ele alınmalıdır. Çünkü neredeyse bütün ekonomik aktörleri hareketlendirir ve herkesi yatırım konusunda kendine çeker.

Türkiye’de Önemli Yere Sahip

Konut sektörü, sürekli artan konut ihtiyacı ve ülke nüfusunun neredeyse yarısının gençlerden oluşması nedeniyle, sürekli artış göstermektedir. Bu nedenle ülkemizde kentleşme oranı yılda yaklaşık yüzde 4 civarında artış göstermektedir. Ülkemiz için oldukça önemli bir yere sahip konut sektörü, birtakım sorunlarla da boğuşmaktadır. Bunlardan başlıcaları ise nitelikli iş gücü arzının yetersiz olması, müteahhitlik firmalarının sahip olduğu zayıf finansal görünüm, kamu sektöründe çalışanların yetersiz bilgiye sahip olması ve girdi maliyetlerinin yüksekliği gibi nedenler sıralanabilir. Ancak bunun yanı sıra birtakım fırsatları da içinde barındıran konut sektörü, ekonomik büyümenin sağlanmasında, yerli ve yabancı yatırımcıyı çekmede, yapıların kalitesinin artmasında, alt yapı ve üst yapının gelişmesinde ve istihdam yaratma potansiyeli sayesinde birçok kişiye yeni fırsatlar yaratmaktadır.

Konut sektörü, Türkiye için her ne kadar büyümenin lokomotifi olmuş olsa da yine de birçok ekonomist tarafından bu sektöre bağımlı kalınmaması gerekliliği sürekli vurgulanmaktadır. Çünkü üretim araçlarının üreticisi bir ülke ekonomisi yaratmadığımız sürece inşaat sektörü ve bileşenleri ülkeyi bir yere kadar taşıyabilir. Katma değer yaratan bir ekonomi modeli çizilmeli ve büyüme tüm sektörlere eşit bir şekilde yayılmalıdır. Türkiye’de son bir yıldır yaşanan konut krizi her ne kadar vurgulanmasa da özellikle lüks konut satışları durma noktasına gelmiştir. Birçok ünlü inşaat firması ise yüzlerce çalışanını işten çıkarmış ya da maaşlarını ödeyemez duruma gelmiştir.