İnşaat Durma Noktasında

Türkiye ekonomik daralmanın etkisinde büyümeye çalışırken, geçtiğimiz 2018 yılının inşaat sektöründe yarattığı sancı, etkisini 2019 yılında da göstereceğe benziyor. Bu zamana kadar inşaat sektörü aktörleri, Türkiye gibi ekonomisinde dalgalanmaların son derece hızlı yaşanabildiği bir ülkede, yatırımlarını uzun vadede yaşanabilecek ekonomik dalgalanmalar karşısında tedbirler almadan bilinçsizce büyümeye bırakması daralmanın sonuçlarını daha da derinleştirdi.

Bu dönemde devlet bir takım tedbirler alarak konut satışlarını artırmaya çalışsa da girişimler çok fazla bir katkıda bulunamamış ve daralma hızlı bir şekilde devam etmiştir. Uygulanan bir takım vergi avantajları ve özel kredi faiz oranları bu tedbir ve teşviklere örnek gösterilebilir. Bu dönemde devlet son çare olarak imar barışı kanunu getirmiş ve inşaattaki canlandırmayı teşvik etmek amacıyla kaçak konutlaşma yasasını devreye sokan ilk devletlerden biri olarak da tarihe geçmiştir.

Her bölgede yükselen kaçak yapılar sit alanlarına kadar ilerlemiş tarihi ve kültürel dokuya zarar verme boyutlarına varma noktasına gelmiştir. Yabancılara olan konut satışı da bu dönemde tersi bir durum seyrederek dövizde ki artışla beraber ortalama yüzde 80 artış göstermiş ve beklentilerin büyük oranda üstüne çıkma başarısı göstermiştir.

İnşaat sektöründeki bu olumsuz etkinin kuşkusuz diğer sektörlere olan etkisi de büyük. Bundan en çok etkilenen sektörlerin başında da iş makineleri sektörü gelmektedir. Sektördeki ekonomik aktörler inşaattaki daralmanın iş makineleri satışında büyük bir daralmaya yol açtığını bildirdi. Bunun döviz kurlarında ki artışla daha da derinleştiğini aktaran sektör liderleri, Leasing’in bu dönemde önem kazandığını ve sektörde makine kiralamasında artış beklediklerini ön plana çıkardıklarını bildirdi.

Son yıllarda sürekli büyüyen ve konut satışlarında artan seyir izleyen sektörün tıkanma noktasına gelmesi, sektörün ilerleyen dönemde daha temkinli adımlar atmasına ve bilinçli büyüme politikalarının artık daha önemli olduğunun ortaya çıkarmasına neden olmuştur. Bekle ve gör politikasının hakim olduğu konut sektöründe kentsel dönüşüm ihtiyacının çok yüksek olduğu Türkiye için ilerleyen dönemde tekrar avantaja döndürebilir bir potansiyeli olduğu öngörülmektedir. Etkili bir strateji geliştirmenin kaçınılmaz olduğu konut sektörünün geleceği atılacak sağlam adımlara bağlı.