Konut Arzı Artışı

Türkiye konut arzında son zamanlar da büyük bir artış yaşadı. Bu artış özellikle de büyük şehirlerde kendini tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. İstanbul’a her iki yakadan da girdiğiniz de yükselen gökdelenleri, çok katlı zombi şehirlere benzer toplu konutları ya da içi boş kalabalıkları görebilirsiniz. Maalesef üretimin ve istihdamın Türkiye geneline yayılamaması da beraberinde göç dalgasını tetiklemekte ve buda büyük şehirlerde çarpık kentleşmeye neden olmaktadır.

İstatistikler de Türkiye’de ki konut arzı fazlasının yüzde 40’na yakının İstanbul’da olmasının göstergesi de, bu üretim ve istihdam politikasının çarpık bir sonucu. Aynı şekilde İzmir’in küçük bir il olarak görülmesine rağmen konut arzı artışının giderek artması da dikkat çekici bir başka unsur.

Kentsel dönüşümünde konut arzı artışında etkisi büyük. Yıkılan yerlerin yerine kat ve kat arz oluşturacak şekilde konutlar yapılması gereğinden fazla arza sebep olmakta ve satılamayan konutlar ileri ki dönemler de firmalara büyük bir stok maliyeti oluşturmaktadır.

 

TÜİK verilerine göre 2018 yılında 1.375.398 konut satılmış faiz ve fiyat indirimlerinin olumlu etkisi kısa süreli olmuş ve devlet bu sefer de tapu harçlarında indirime giderek; her ne kadar satışları artırmaya çalışsa da, sektör yılı düşüş ile kapatmıştır. 2018’de 2017’ye oranla yaklaşık 35 bin adet daha az konut satışı gerçekleşmiştir. Tabi her satış yeni yapılan konutları satışı anlamına gelmemekte, veriler konutların el değiştirme sayısını göstermektedir. Bura da yeni yapılan ve biten projelerde ki satışların oranına ayrıca bakmak gerekmektedir. Verilerden ilk satışların 651.000 adet olduğu görülmekte ve 2017 yılına göre yaklaşık yüzde 1,5’lik bir azalmanın olduğu istatistiklere yansımaktadır. Ayrıca konut fiyatlarında bölge bölge değişiklikler gözlemlense de 2015 yılından bu yana konut fiyatlarında gerileme gözlemlenmektedir.

Türkiye hep ekonomi politikalarının tartışıldığı ve gündemden düşmediği bir ülke olmuştur. Bu da sürekli ülkede yediden yetmiş yediye tüm kesimlerce tartışılan; yarın acaba ne karar çıkacak ya da ne gibi olumsuz etkilerin ortaya çıkacağına dair görüş ayrılıklarına ve dengesizliklere yol açmıştır. İnşaat sektörünün de bu politikalardan olumsuz etkilendiği açık.